Kabiliyetler ve geliştirme yöntemleri

farklı ördekKabiliyetler ve geliştirme yöntemleri

İnsan kabiliyetlerinin birbirinden farklı olduğu bilinen bir durumdur. Resim yapmak, ses sanatçısı olmak, futbol oynamak, jimnastik yapmak, fizik veya edebiyat üzerine yüksek dereceler yapmak vs. insanın kabiliyetleri ve o kabiliyete temel teşkil eden mizaçla ilgilidir.

“Her insan, her işi yapabilir” tezi artık savunulan bir olgu değildir. Bu durumda, “iyi bir komutan, aynı zamanda iyi bir siyasetçi olabilir” şeklindeki kabul yanlış olur. İhtimaller içinde olabilenler de bu kuralı bozmaz.

Ele almak istediğim konu ise; “insan kabiliyeti olan alanda kendisine yatırım yapıp bu alanda hızlı gelişme ve üstat olmayı mı?” tercih etmelidir, yoksa “kabiliyeti olan alanda zaten fena değil ise, buna ek olarak zayıf olduğu alanda mı kendisine yatırım yapmalıdır?” sorusunun cevabı netlik kazanmış mıdır?

Evet, bu iki seçenek farklı açılardan birbirinden üstündür. Ancak genel olarak tüm toplumu ele aldığımızda, yetişmelerinde hangi yönlendirme yapılmalıdır?

Kabiliyeti olan alanda bir insanın gelişim sağlaması ve kemale ermesi 10 yıl sürecek ise, tam aksine hiç kabiliyeti olmayan, mizacına aykırı bir alanda belki 20 yıl çalışırsa aynı kemal derecesini kazanabilecektir. Bu durumda; ömür kısa ve lüzumlu vazifeler de bu kadar çok iken, çok kıymetli zamanı fazladan israf etmiş olmayacak mı? Bunun yanında istekli, sevgi ve tutku dolu olduğu alandan, bu alanda uzun süre keyif alarak çalışmaktan uzaklaşmış olacaktır. Buna ilave olarak, kendini fazlaca zorlayarak elde ettiği yeni sanat, meslek veya işten memnun ve mutlu olmadan hayatını sürdürecektir.

Bir mesleğin mizacın kabul ettiği ve kişinin karakterine uygun olması yanında, başarıyla icra edilmesi için en geçerli öğrenme yöntemiyle bu alanda gelişmiş olması zorunludur. Öğrenme yöntemleri üçtür: Tecrübe, gözlem, nazari eğitim.

Bunların ilki ve en etkilisi; tecrübeyle, bizzat işi yaparak öğrenmedir. İnsanın ustası ne kadar yetkin, bilge ve iyiyse kendisinin de onun kadar yetkin ve becerikli olması mümkündür. İkinci olarak, çevresini ve başka insanları gözlemleyerek öğrenme ve yetkinlik kazanmadır. İyi donanımlı tek hoca yerine geniş bir çevreden kendisi için gerekli olanları süzüp alma yöntemidir. Üçüncü yöntem ise bir okulda, kursta eğitime katılarak okuyup öğrenme yoludur. Okuyup öğrenmek aynı zamanda usta yapmaz, ama bilginin tecrübeyle tekrar tekrar test edilmesi sonucu bir meslek ve yetkinlik kazanılabilir. Kitaptaki kadar iyi top oynanamaz, pasta yapılamaz ama çok tekrar ile bu bilgi yeteneğe dönüşebilir.

Bu üç öğrenme yöntemine bir ilave veya iyileştirme unsuru olarak, “akıl hocası” yani danışma, görüşme, istişare etme kuralını da ilave edebiliriz. Zira, “ortak akıl” veya “şura kararı” diye isimlendirilen istişare de çok önemli bir incelik vardır. Yaratılışta insanların akıl ve zekâ seviyeleri birbirine çok yakın olduğu halde, bazen en doğru fikri ve yolu hiç ummadığınız kişinin dil ve dudaklarından dökülerek duyabilirsiniz.[1] Bu yaratıcının, doğruyu kime söyletip, kime göstereceğine dair tamamen kendi iradesinin ve hükmünün eseridir. O en doğru ve isabetli fikri kime dilerse ona söyletir. O nedenle istişarede, gelen fikirler çok değerlidir ve en küçüğünü bile dikkatle incelemeye değer. Bu ayrı ve özel bir konu olduğundan ileride ele alacağım bir konu olarak bekletiyorum.

Kendisinden bir meslek öğrenilecek olan kişiler her zaman en iyiler midir? Bu konuda eksikleri, kusurları, yetersiz yanları yok mudur? Elbette var. Ama onları ve eksiklerini dile dolayıp eleştirmek sana ve insanlığa bir şey kazandırmaz. Onun elindeki yetkinlik bu kadar. Sen onun bulunduğu yerden daha öteye götürme azmini gösterebilirsen, hocandan daha bilge hoca, ustandan daha sanatkâr usta olabilirsin, işte yiğitlik buradadır.

Ne gariptir ki, insanlar elde ettikleri bilgileri bir adım öteye götürme konusunda çok istekli ve azimli değildir. Ustayı geçmek isteyen çırak az olduğu gibi, gerçekten ustasını geçen çıraklar da çok azdır. Eğer topluma etki etmek istiyorsanız, dünyayı değiştirmek istiyorsanız, insanlığın huzur ve rahatını arzu ediyorsanız düne kadar olanları yetersiz görüp bugün yeni şeyler yapmaya meyledin. Gördüğünüz eksikleri düzeltmeyi dert edinin. Söylenmeden, kızmadan, kem söz söylemeden düzeltmeye, değiştirmeye, iyileştirmeye çalışın. İşte o zaman dünya, insana saray ve cennet olacak, insanlar daha bu dünyada cenneti yaşayacaklardır.

Muammer MURAT

İnsan Kaynakları Yönetim Danışmanı (29.12.2015)

[1] İnsanların IQ seviyelerindeki küçük farklara takılmayın, zeka ve yetenekler farklı olsa da insanlar birbirine çok yakın seviyede fikir üretmekte, sanat icra etmektedirler.

Tagged: , , , , , , ,

Comments: 2

  1. ziya 18/01/2017 at 6:39 pm Reply

    engelli işçi emeklisi ekpss kurayla ataması yapılırsa emekli kişi maaşını kendisimi durdurması gerekiyor yoksa atandığı kuruma işe başlayıncamı kesiliyor

    • Muammer Murat 20/01/2017 at 5:50 pm Reply

      Sayın Ziya
      emekli maaşı alan biri özel sektörde tekrar çalışmaya başladığında SGDP ödemesiyle emekli maaşı alarak sigortalı çalışmaya devam edebilir. ama kamuda memur statüsünde çalışınca emekli maaşını SGK ya dilekçe vererek durdurmak zorundadır. işyeri sadece işe giriş işlemini yapar emekli maaş ödeneğiyle ilgilenemezler.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir