Bilim ve insan

Bilim ve insan

Binlerce yıldan beri devam eden insanlık hayatı, inişli çıkışlı bir seyir izlemektedir. Ne asansörle yükselme gibi sürekli gelişim, ne merdiven çıkma gibi her gün bir öncekinden daha iyi yerde olma şeklinde.

Benim tabirimle yazın yaylaya gitmek üzere; uzun, virajlı, onlarca tepeden oluşan inişli çıkışlı bir yol çıkmak, kışın yayladan tüm nevaleyi biriktirip, hazırlayıp yaz sıcaklarını bile hissetmeden çalışıp kazanma ile tekrar uzun, virajlı, inişli-çıkışlı yoldan şehre inmek gibi.

Bu yol insan için 3 döneme bölünmüş 6070 yıl, bir şirket için 4 döneme bölünmüş 20-80 yıl bir millet için yüzlerce döneme bölünmüş yüzlerce yıl, insanlık için binlerce döneme bölünmüş binlerce yıldır. Kimi yollar çok uzun, bazı yollar onlara kıyasen daha kısadır. Ama hepsi bir kelebeğin, bir bal arasının ömründen uzundur.

İnsanlığın daha mutlu bir yaşam sürmesi için ilk hediye ilimdir.

Ve Âdem’e bütün isimleri öğretti. Müteakiben önce onları meleklere göstererek: “İddianızda tutarlı iseniz haydi Bana şunları isimleriyle bir bildirin bakalım!” dedi. (2-31)

Kur’an meleklerden farklı bir yaratılışla var edilen Âdem’e belli şeyler öğretildi. Bilgi yarışmasında melekleri geçti. Meleklerin bilmiyoruz ya Rabbi, dediği şeylerin isimlerini Âdem saydı. Sanırım bilgiyi biriktirme, inceleme, geliştirme, yazma, öğretme vs. tüm varlıklar içinde sadece insana verilmiş bir nimet ve hususiyet. Atomu inceliyor, uzayı inceliyor, hücreyi inceliyor araştırıyor ve muazzam büyüklükteki evreni (hala genişliği tespit edilemeyecek kadar geniş olan kara ve soğuk uzaydan bahsediyorum, içindeki birkaç trilyoncuk yıldızdan değil) anlamaya çalışıyor. “Nasıl yaratıldı?” sorusunu küçük gördüğünden, “nasıl meydana geldi” sorusuna cevap bulmaya çalışıyor.

Geçen 10 bin yıla rağmen neye ulaştı insan. Bir gözlük, bir metal kalp kapakçığı, lastik tekerli araba, tonlarca gazyağıyla uçan boru motorlu pahalı demir yığını uçak. Ha birde taştan, tuğladan tuvalet kokulu, şebekeden ilaçlı su akan evler.

Bir metrekare güneş panelinden bir şehre günlerce yetecek enerjiyi elde etmesi, bir saniyelik şimşeği kömür madeninde depolayıp bir şehre 10 yıl yetecek enerjiyi elde etmesi, su ve enerjisini kendisinin sağladığı 1000 liralık 200 metrekarelik kristal evleri yapması, havada ve yerde kablo ve yolların olmadığı şehirler, ulaşımın görüntü transferiyle olduğu istediğiniz yere gitmenin sadece valizi alıp niyetlenmenize kaldığı günler gelecek mi? Evet cennet gibi bir dünya tarifi.

İnsanlar maddi terakkiye ulaşmak için manevi gelişime başlamalı. Hz. İbrahim’in mucizesini, Hz. Musa’nın mucizesini, Hz. İsa’nın mucizesini gördü göz ardı etti. Daha yakın zamanda ayı ikiye bölen Hz. Muhammed Mustafa (sav) efendimizi gördü, bir kuzu pişirip 1000 kişiyi doyurmasını, parmaklarından su akıtmasını gördü ama Ebu Cehiller inanmadı. O zaman dünya neden anlattığım kadar cömert olsun ki, bize.

Aradığımız şey, atomda veya atom altı parçacıklarda değil. Irmak kıyısında topladığı taşları çuvala koyunca altın olan ehlullahın dilinde, duasında.

Dünyaya bakışımızı değiştirmedikçe, aynı elementlere, atomlara, proton ve elektronlara bakıp var mı? Yok mu? Dönüyor mu? Fantezi bilgileriyle ömür tüketeceğiz. “Bütün eşya Allah’ın isimlerinin tecellisinden ibarettir” diyen büyük velilerin ne dediğini dinleyen bilim adamları, eşya ve isimleri çözecek ve bir gün dünya, pencereden bakarken yıldızlarda hayalen seyahat ettiğimiz gibi cismen seyahat etme, aralarında gezme imkânına kavuşacaktır.

İlim yalnız insana verildi, yüce sanatkârı bulmak ve ona minnettar olup hayret makamına yükselme izanı, imanı, inancı da yalnız insana verildi.

Şimdilik iman edenlerle etmeyenlerin madde ve kâinatı anlayış farklarının ortaya çıkacağı yeni dünyada ve cennette buluşmak üzere hoşça kalın.

Muammer MURAT

İnsan Kaynakları Yönetim Danışmanı (16 Eylül 2014)Kitaplar açık imtihandayız

Tagged:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir