CV Yazma Teknikleri

İş hayatı çok akışkan ve yüksek debili nehirler gibidir. Bazen dar bir boğazdan bütün suyun akması gerekir ve orada sular köpürüp kabarır, akış hızı artar derinlik yükselir öyle anlar gelir ki, su birbiri üstüne birikerek kayaların üstünden aşar. Yükseklere çıkmak, yokuş tırmanmak zordur ama asıl zor olan; engin ummanlara kavuşuncaya kadar yoluna devam etmek (işine adanmaktır.) Bu kavuşma için; kayaların, tepelerin, dar boğazların üstesinden gelmek ve bazen (beklenmedik bir sonuçta olsa) çağlayanlar gibi tepelerden aşağı uçmaktır. Geçtiği yerlerde küçük dereleri kucaklamak, toprağa hayat kaynağı olarak baş koymak ve çevreyi yeşile boyamaktır. İşte asıl zor olan hayat boyunca üstlenilen tüm görevleri tek tek ve tam anlamıyla başarmak; yılmadan, usanmadan, bıkıp geri dönmeden devam etmektir. Bazen başa dönmek ve bazen beklenmedik terfiler almak bile olsa çalışma azmini sürdürmektir.

Ne demek istedim?

İki şey.

Birincisi hayatın akışı içinde durmak yoktur. Yol almak gelişmek, çalışmak vardır. Durmak ise ilerleyenlere göre çok gerilerde kalmak demektir. Yetersiz ve değersiz kalmak demektir.

İkincisi çevreyle uyum ve çevreye gereken faydayı vermektir. Temel gaye insanlığa hizmettir, onlara gıda sağlamak, giyecek üretmek, ulaşımına, eğitimine, sağlığına katkı sağlamaktır ki, bu sıralama insan yaşamının önemi yanında çok kısa kalır. Daha geniş manada insanlık ve ekolojik denge için ne lazımsa yapmaktır.

Yok, etmeyi amaçlayan silah sanayi son yüzyılda 2 dünya savaşı ve terörle 100 milyondan fazla insanın ölümüne neden olduğuna göre durumun değerlendirilmesi gerekir.

İnsanlığa faydalı olmak içinse bir şeyler yapmak gerekir. Bu yapılan şeylere “iş” veya “çalışma hayatı” diyebiliriz. İnsan olarak iş yaşamamız ne zaman başlar, belirli bir yaşı, zamanı veya yeri var mıdır? Kendi işimizi kurma veya bir işte ücret karşılığı çalışma kararını ne zaman veririz? Sanayi, tarım, hizmet, ticaret sektöründe çalışma tercihimiz tamamen bize mi aittir? Yakın ve uzak çevremizin bu tercihlerde etkisi nedir? Daha pek çok sorunun cevabını bu yazı dizisinde inceleyeceğiz.

1.      İş arama süreci ne zaman başlar?

İş arama süreci bazen mezuniyetle başlar. Bazen üniversiteyi kazanmakla maddi imkânlar çalışmayı zorunlu kılabilir ve çalışma hayatı üniversiteyle başlar. Üniversiteyi kazanamayıp çalışma hayatına başlayanlarda olacaktır elbette.

Bu sürecin başlama dönemi önemli değildir. Asıl önemlisi iş olarak başlanılan yerin hayat boyu yapılacak iş olup olmadığıdır. Bazı insanlar yaptığı iş ne olursa olsun zaten hayatından memnun değillerdir. Onlar yaşlanıp emekli olunca bile hala şikâyete devam eden; şu tür insanlarla uğraştım, şu işler başıma çok şeyler açtı diye hikâye edip dururlar. Önemli olan yaptığınız işi sevmek ve onda başarılı olma azmini yakalamaktır. Arkası kendiliğinden gelecektir.

İş arama sürecine başladığınız anda ilk yapılacak şey kendinizi yazılı olarak tanıta bilecek bir özgeçmiş hazırlamak olacaktır. Kısaca CV olarak da bilinip kullanılan bu özgeçmiş; iş bulmada birçok alternatifi yoklamanın en kolay ve en geçerli yoludur.

 

Özgeçmiş yazmak, biyografi yazmak değildir. Kısa bir çalışma hayatı ve çalışacağınız işe uygun bilgi ve tecrübe birikimlerinizin ifadesidir.

Yeni mezunlar sürekli nasıl CV yazılır endişesi ve korkusu yaşarlar. İşe alacak olan işyeri sorumluları ise (genelde İnsan Kaynakları İşe Alım Sorumluları) yeterince bilgi sağlayan düzgün CV’ler gelmediğinden şikâyet ederler. Belki son zamanlarda elektronik ortamda CV yazma kolaylığı başladı. İş bulmaya yardımcı olan web sitelerinde bunun örnekleri olduğu gibi, isterseniz oralara bir CV hazırlayıp bırakarak özel istihdam bürosu lisansı olan bu portallarla da iyi bir cv oluşturabilir ve iş arayışına başlayabilirsiniz.

2.      Seçme ve Yerleştirme nasıl yapılır?

Pek çok şirkette, İnsan Kaynakları kendi içinde uzmanlaşmış birimlerden oluşmaktadır. Bu birimlerden biri olan, Personel Seçme ve Yerleştirme Sorumlusu işe alımları organize eden, adayları CV bankası ile takip edip içlerinden uygun olanları mülakata çağıran ve onlarla yapılan mülakatlar sonucu başarılı bulunanları amirleriyle görüştürmeye davet edip, başarısız olanlara teşekkür mektupları gönderen yetkililerdir.

İşe uygun elemanı bulma aslında iki yanlı bir denklik problemidir. Hem beklentileri karşılayan adayın o işyerini bulmuş ve başvurmuş olması hem o adayı değerlendiren şirketin tam o zamanda o yetkinlikte elemana ihtiyacı olması, adayı istemesi gerekir. Hani pek çok insan benim neyim eksikti, ben değil filan orada işe başlamış diye sızlanır. Bu nasiple izah edilebilecek bir durum gibi geliyor bana. Aday çok yetkin olsa ancak o dönemde eleman ihtiyacı olmasa işe alım gerçekleşmez. Tam tersi de mümkün işyeri aylarca uygun adayın başvurusunu bekler ama nafile uygun aday bulunamaz, o esnada daha az keyfiyetli bir insan başvurur ama işe alınır.

İşe alma birimi aslında işini bilen uzmanlardan oluşur, ama iki belli özellik (boş kadro ve uygun aday) bir araya gelmeyince olmaz aynen iki elementin (oksijen ve 2hidrojen) bir araya gelmeden su olmadığı gibi.

Şirkette eleman ihtiyacının tespitiyle işe başlanır. Hangi birimlere hangi yetkinliklere sahip elemanlar alınacağının belirlenmesi o konudaki çalışmanın da çapını gösterecektir. Eğer şirket çok sayıda elemana ihtiyaç duyuyorsa bu geniş bir ilan ve uzun seçme prosedürlerinden oluşacaktır. Medyada ilanın çıkması, ilanda alınacak elemanların nicelik ve niteliklerinin yer alması vs. genelde ilanlarda hangi yetkinlikte kaç eleman alınacağı belirtilir. İşletmelere her zaman ihtiyacın üstünde başvuru olmaktadır ki bu durumda ilk elemeler başvuru formunda başlayacaktır. Bunlar istenen niteliklerden eksikleri olanların elenmesi ve diğerlerinin sınava alınmasıyla devam eder. Bu safha ikinci eleme ve sayı azaltma safhasıdır. Yani 10 kişi alınacak işe 1000 kişi başvurduğunda sayı sınavla 100-150’ye düşünce mülakata alınma süreci başlar.

Mülakatlar genelde 2-4 kişilik heyetle yapılır. Burada kişilik tarzı, mizacı, kurum kültürü, işe uygunluk, takım çalışmasına veya bireysel çalışmaya uygunluk, iş beceresi ve tecrübeleri sorgulanır. Buradan başarıyla geçen 30 kişinin ki en az bir kadroya 3 yetkin aday bulunmaya çalışılır, psikoteknik testler ve kişilik testleriyle işe en uygun adayda karar kılınmaya çalışılır. Testler en uygun iki adayı puanıyla belirler ve adayın referans araştırmasıyla son bir adayda karar kılınır.

3.      CV yazma hazırlıkları ne zaman başlar?

CV yazma konusunda yeterince bilgi sahibi olunmamakla birlikte, gençlerde bir ilgide olmadığını görmekteyiz. Üniversitelerin değişik fakültelerinde son sınıf öğrencileriyle yapılan anketlerde 2008 ve 2010 yılı için %79’luk kısmının iş başvurusu için bir CV’ye sahip olmadıkları görülmüştür. Bu oran ne yazık ki bugün de değişmemektedir.

 

Size bir kapıyı açmanız gerektiği söyleniyor. Ama sizin anahtarınız yok.

Unutmayın siz işverenle yüz yüze gelmeden önce, CV’niz yüz yüze geliyor, CV’niz işvereni etkilemezse, siz ne kadar yetenekli olursanız olun, o iş yeri için henüz bir tercih değilsiniz.

İş yaşamınızda edinmiş olduğunuz tecrübe birikimini CV’nizde iyi bir şekilde ifade edebilirseniz, son zamanlarda yaygınlaştığı şekliyle sizin bir işyerinde çalışırken iyi bir cv den dolayı üniversitelerden okutman olarak davetler almanıza bile sebep olacaktır.

Unutmayın bu yüzyıl yeni mesleklerin hızla çoğaldığı ve her sahadan para kazanıldığı bir asırdır. Asra göre hareket edip mizacınıza ve karakterinize uygun işi bulmak ve yapmak azminde olmalısınız.

 

İş dünyasına adım atmadan ilk yapılacak şey, bu alanı taramak ve orada yer almak için planlar yapmak olmalıdır. Hatta bundan biraz daha önce bir meslek seçim testi yaparak kişiliğinize en uygun fakültede okumak gerektiğini vurgulamamız gerekir. Fakülteyi bitirmek üzere olan veya bitirip iş bekleyenlerin artık tekrar meslek seçim testi yapması anlamsız olur. Onlar için kişilik testi yaparak hangi mesleklerin kendileri için daha uygun olduğunu bulmaları da mümkündür.

Kendinize bir iyilik yapın ve uzun vadeli düşünün. Ben hangi mesleği seçmeliyim, mizacım, eğitimim ve piyasanın imkânları nelerdir? En uygun imkânlara göre kendinizi tanıtan cv hazırlamak, o yönde uygun işlere başvurmak ve hayatınızı planlı bir şekilde sürdürmekle kalmayacak, başarı ve kariyer imkânları bu planın ardından gelecektir.

Hangi mesleği seçeceğiniz konusunda liseli yıllardan beri net bir düşünceye sahipsinizdir. Bazıları ortaöğretim öncesi sevdiği işler arasında öğretmenlik, doktorluk, avukatlık diye mırıldanırlar ama onlar çocukluk istekleri olabilir. Asıl meslek seçimi 13 yaş sonrası ve meslek testlerinden sonra anlaşılır. Gerçi ülkemizde herkesin istediği ve karakterine uygun işte çalışması gibi imkânlar pek görünmüyor ama bu durum sizi yıldırmamalı ayrıca geçici bir durum olduğunu düşünmelisiniz. İlerde ülkemizde de herkesin mizaç ve kişilik yapısına en uygun fakültede eğitim göreceğini ve istediği mesleğe ait bir işte çalışabileceğini düşünüyorum.

Elbette sadece bununla sınırlı değil, tüm dünya sizinmiş gibi düşünmelisiniz. Ufkunuzu açık ve uzak görüşlü olarak hayata bakınız. Yurt dışında ne tür imkânlar var ise onları yakalamakta sizin elinizde. Bu durum özellikle üniversite eğitimi için veya üniversite eğitiminden sonra yüksek lisans veya sertifika eğitimleri için yurt dışına çıkma konusunda yaygın ama oralara iş için gitme konusunda insanlarımız pek çaba göstermezler. Daha çok ABD’ye yeşil kart müracaatları biraz yaygın görülmektedir. Ama unutmamak lazım küresel dünya küçülen dünya demektir. Gerçi ben dünyanın küreselleşmekten çıkıp tekrar bloklaşmaya doğru gideceğinden endişe ediyorum ama yinede ABD, AB ve Uzak doğu ülkelerindeki bloklaşan uyumlu ticari faaliyetler bu durumunda korkunç olmadığını göstermesi adına önemli ipuçları gibi geliyor.

İş hayatına atılmada önemli bir sorunda erkeklerde askerlik bayanlarda evlenme tarihidir.

Bu ikisi de iş başvurularında adayların karşısına çıkan ilk engel gibi görünür. Ama ikisi içinde makul cevaplarınız olmalı. Erkekler eğer buldukları işi kaybetmemek için askerliği erteleyebiliyorlarsa sorun yok, uzatsınlar. Uzatmak için birkaç yol vardır; Y.lisans, doktora yapmak veya gerçek olmak kaydıyla askerliğe elverişli olmadığına dair raporu almak gibi. Ama benim kanaatim gerçekten işi kaybetme korkunuz yoksa veya henüz iş hayatına başlamadıysanız askerlik işini halletmenizdir.

Bayanların evlilik işlemleri biraz daha karışık, her istendiğinde evlenme olmayacağına göre iş hayatına bir şekilde başlamak zorundalar. Burada önemli olan size yöneltilen sorulara kararlı ve net cevap verebilmektir.

Nişanlı mısınız? Hayır. En az kaç yıl evlenmeyi düşünmüyorsunuz? 2 yıl.

Bu ifadeler net ve kararlılık gösterdiğinde işe alınmanız için diğer kriterler tam ise bunu da halledince işe başlarsınız demektir. Bu nedenle evlilik planınız net olmalı (ne kadar mümkün olabilir ayrı konu) ki size iş teklif eden kişi gönül rahatlığıyla evrakınızı onaylasın. Ayrıca bir evlilik planım yoktur demeniz yakın bir zaman içinde yoktur demektir. Bu süre yaklaşıktır 1,5 yıl sonra evlenseniz bile kurum açısından doğru ifade kullanmışsınız demektir. Ama 3 ay sonra evlenip birde işten ayrılmayı istediğinizde sözleşmeye böyle bir madde konulmuş ise size sözleşmedeki yaptırımlar yüklenebilir ve tazminat ödemekle karşılaşa bilirsiniz. Böyle bir madde olmasa bile işten ayrılma kararınız işe girerken ifade ettiğiniz evlilik planım yoktur ile çelişmiş olacaktır ve etik değildir. Bunun için 3-5 ay nişanlılık derken evlilik ve ardından bir süre evli çalışma yaklaşık 1 yıl sonra ayrılma olsa yine isabetli karar olmuştur.

Yine halledilmesi gereken konulardan biri de dil öğrenmektir. Yabancı dil öğrenimi üniversite yıllarında halledilmelidir. Bu öğrenim iş dünyasında görev alırken yapılabilir sanmayınız, zira çalışma ile kurs takibinin daha zor olduğunu mezun olup ders ve hocalardan ayrı kaldığınızda anlayacaksınız.

Ne yazık ki eğitim kurumlarımızın (lise, üniversite fark etmez) iyi bir dil eğitimi verdiğini söylemek mümkün değildir.  Yinede siz kendi gayretlerinizle eğitiminiz bitmeden dil işini de halletmeye bakın. İmkân var ise yabancı eğitimci kullanan dil kurslarında yabancı dil öğrenmeye çalışmanızı tavsiye ederim. Ne de olsa kendi dilini konuşan insanları dinleyerek ve onlarla konuşarak o dili daha iyi öğrenip telaffuz etmeye başlayacaksınız. Bunu bir süreliğine yurt dışına çıkarak yapanlarda var. Bu durumda size daha ucuza mal olacak ve yine İngilizce konuşan bir ülkeye gitmenizi öneririm. ABD, İngiltere çok pahalıya mal olacakken, bazı uzak doğu ülkeleri, Dubai, G. Afrika daha ucuza o dili öğrenmenizi sağlayacaktır.

Dil öğrenimi, iş bulma anında işinize yarayacağı gibi aynı zamanda mesleğinizle ilgili araştırmaları yapmak, kitap ve internetten faydalanmak içinde oldukça fazla gerekecektir. Sözün kısası yabancı dil yatırım yapmaya değer bir konudur.

Tagged: , , , , , , , ,

Comments: 2

  1. salih 14/07/2014 at 4:03 am Reply

    Muammer bey merhabalar 3.5 senedir ayni sirkette calisiyorum is hayatim boyunca hep sevdim sevildin basarili durust ve isbilir kisiligimle taninirim unuversite mezunuyumn mukemmeli arayan ve daha iyi ne yapabilirim nasil yaparim sorusunu sorup cevap arayan birisiyim kurum ici terfi icin cv istendi sizinde soyleminizde oldugu gibi once cv gidecek iyi bir cv hazirlamam icin bana yardimci olurmusunuz taslak olarak hangi konumda ne kadar calistigim ne kadar surede ayni konumdayim yeterli dendi fakat bana bu yetersiz geliyor sanki eksik ve doldurulmasi geteken bosluklar var cv de bi ornek gondere bilirmisiniz bi cok ornek donuyor internette ama mukemmel degil sizin bu konudaki tectubenize guveniyorum yardim istiyorum

  2. Ismail Sahin Buluc 23/09/2014 at 11:18 am Reply

    Ellerinize saglik. Tam ihtiyacimiz olan bilgi ve tecrubeyi ozetlemissiniz.

    Saygilar,
    Ismail Sahin Buluc

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir